Türkiye hedeflerine milli teknolojiyle ulaşacak

Savunma Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği (SAHA İstanbul) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehditlerle mücadelede başarılı sonuçların alınmasının altında yatan en önemli faktörlerden birinin savunma sektöründeki milli teknolojik kazanımlar olduğunu belirterek, “Çok mesafe katettik ancak daha yapacak çok işimiz var. Milli Teknoloji Hamlesi sayesinde hedeflerimize milletçe ulaşacağız.” dedi.

“EN BÜYÜK DESTEKÇİSİYİZ…”

Bayraktar, AA muhabirine, SAHA İstanbul’un 2000’li yıllarda Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) bünyesinde başlayan Milli Teknoloji Hamlesi’nin en büyük destekçisi olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.

Türkiye’de savunma sanayisinde 15 yılda uygulanan milli ve özgün üretim modeliyle ana platform ve alt ana sistemler konusunda birçok başarılı projeye imza atıldığına işaret eden Bayraktar, “150 yıldır ürettirilmeyen milli piyade tüfeğimiz MPT-76 bu dönemde üretildi. Yakın tarihte silahlı İHA teknolojisini yurt dışından tedarik edemezken bugün hem kendine yeten hem de silahlı insansız hava aracı (SİHA) ihraç eden bir konuma ulaştık. Zırhlı kara araçları, yerli helikopter ve benzeri birçok yerli platform artık envanterlerimizde yer alıyor. İlk milli korvetimiz MİLGEM, bu dönemde geliştirilip envantere girdi. Askeri gemi projelerinde özel sektörümüz ana entegratör konumuna ulaştı. Yine radar teknolojileri, akıllı mühimmat, güdüm ve elektronik, gerçek zamanlı yazılım sistemleri, sensör ve haberleşme teknolojilerinden birçok kritik alt sistem ve bileşenlerini tasarlayıp üretebiliyoruz.” diye konuştu.

“ÖRNEK BİR MODEL OLARAK ALINIYOR”

Bu alanda ortaya konulan başarının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının geçen aylarda yayımladığı 2023 Sanayi ve Teknolojisi Stratejisi Belgesi’nde de örnek bir model olarak ele alındığını hatırlatan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Milli Teknoloji Hamlesi diğer tüm sektörlerimizde de her birinin kendine ait dinamik ve koşulları çerçevesinde uygulamaya girdi. Elde edilen bunca birikimle birlikte ülkemizin ihtiyaçları ve gelişmekte olan ihracat potansiyelini ele aldığımızda aslında daha yapacak çok işimiz var. Yaşadığımız dönemin ana teması küresel ve teknolojik etkinlik. Ana platformlarda elde edilen kazanımların sağlam bir endüstriyel altyapıyla desteklenerek ana alt sistemler, bileşenler ve teknolojileriyle derinlemesine ele aldığımız, bunu yaparken de ekonomik ölçek, maliyet etkinlik, milli kritiklik ve önceliklendirmeyle oluşturduğumuz bir yol haritasına ihtiyacımız var. SSB böyle bir yol haritasını ana platform ve alt ana bileşenler anlamında ilk kez 2011 yılında İHA teknolojisi için oluşturdu. Elde edilen sonuçlar ortada. Stratejik planlama, bu plana uygun eylemlerle sonuçların takibi, etkin sistemler geliştirmek için kritik öneme sahip.”

“PEK ÇOK BAŞARI HİKAYESİ YAZILDI”

Bayraktar, kümelenme olarak sektördeki insan kaynağının geliştirilmesi, özel sektörün rolünün artarak devam etmesi, teknolojik kazanımların derinlemesine oluşturulması adına SAHA İstanbul olarak kapsamlı bir çalışma içinde olduklarını dile getirdi.

Özel yeteneklere sahip, yüksek teknoloji üretebilen firmaları sisteme entegre etmenin yanı sıra yerlileşme sürecinde ihtiyaç duyulan bazı ürünleri geliştirme yeteneği olan firmalara da yüksek teknoloji üretme kabiliyeti kazandırdıklarına dikkati çeken Bayraktar, şu değerlendirmede bulundu:

“Buna paralel olarak hem milli üretim kapasitemizde artış yaşanıyor hem de Türkiye’nin teknolojik gelişimine katkı sunuyoruz. SAHA İstanbul’un oldukça güçlü kurumlar arası iletişim ağı sayesinde bugüne kadar pek çok proje hayata geçirildi, başarı hikayeleri yazıldı, yüzlerce ürün yerlileştirildi, ana yüklenici firmalara yerli tedarikçiler kazandırıldı. Bunlar münferit tedarikçi olabildiği gibi SAHA İstanbul koordinatörlüğünde kurulmuş, değişik firmaların yeteneklerinin değerlendirildiği konsorsiyumlar vasıtasıyla da sağlandı. Bu bir taraftan firmalarımızın birlikte iş yapma kültürüne katkı sağlarken diğer taraftan değişik sektörlerin mevcut ya da kazanabilecekleri yetenekleri konsolide etme fırsatı sunmaktadır.”

İHRACATA DESTEK

“SAHA İstanbul olarak savunma sanayisinde elde edilen bu başarının devam etmesi için geliştirilen özgün milli platformların ve teknolojik derinliğin artırılması öncelikli hedefimiz.” diyen Bayraktar, özellikle ihracatta atılan adımlara destek vermek ve bu alandaki bağımsızlığı perçinlemek adına pek çok görev üstlendiklerini anlattı.

Bayraktar, SAHA İstanbul üyelerinin, yüksek teknolojinin kullanıldığı özellikli ürünler üreten firmalardan oluştuğuna işaret ederek, “Büyük bölümünün ürettiği ürünler Türkiye’de tek. Hatta bazı firmalarımız dünyada sadece birkaç firma tarafından yapılan üretimleri gerçekleştirebilecek teknolojiye ve insan kaynağına sahipler. Üyelerimiz üretim yeteneklerini Türkiye’nin millileşme hamlesinin bir parçası haline gelecek şekilde sisteme entegre etmek istiyorlar. Savunma, havacılık ve uzay endüstrisine yönelik üretim yapmak isteyen ancak nereden başlayacağını bilmeyen firmalar da SAHA İstanbul’dan yönlendirici destek alıyorlar.” ifadesini kullandı.

SAVUNMADA MİLLİ TEKNOLOJİK KAZANIMLAR

Haluk Bayraktar, savunmada milli teknolojik kazanımların önemine değinerek, “Ülkemizin karşı karşıya olduğu tehditlerle mücadelede başarılı sonuçların alınmasının altında yer alan en önemli faktörlerden biri savunma sektöründeki milli teknolojik kazanımlardır. Devir ufak teknoloji girişimcilerinin devri. Artık maliyet etkin gelişen teknolojilere paralel hızla sahada kullanıma girerek olgunlaşacak ve etkili sonuç almamıza fayda verecek teknolojilere ihtiyacımız var.” değerlendirmesinde bulundu.

“OYUN DEĞİŞTİRİCİ HAMLELER GEREKİYOR”

Konvansiyonel harp araç ve gereçlerinin yanı sıra artık sahada oyun değiştirici hamleler gerektiğini vurgulayan Haluk Bayraktar, mobil, hızlı kurulum ve kullanım imkanı sağlayan, maliyet etkin ve en yeni teknolojik gelişmelerin dahil edildiği robotik, otonom, sensör füzyonu, haberleşme, sensör ve veri ağları, veri işleme teknolojilerinde de hep önde olmak gerektiğini söyledi. Bayraktar, “Günümüzde paradigma değişikliği kabul edeceğimiz alanlarda hızlı ve koordine bir şekilde adım atarak en son noktada yakalama şansımızı iyi değerlendirmek ve pazarda hızlıca yerimizi almak zorundayız.” dedi.

 

Türkiye’nin ilk SİHA’sını ihraç eder noktaya ulaşan Baykar’ın, bundan 15 yıl önce İstanbul’da bir atölyede, bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda insanın yoğun emek ve fedakarlıklarıyla çalışmaya başladığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Baykar, karşısına çıkan birçok engele rağmen sahadaki başarılı performansıyla tüm engelleri adım adım aşarak bu noktaya ulaştı. Sıralı engellerden herhangi birinde başarısız olsaydık bugün 750 kişilik mühendis ve teknisyen ekibiyle ülkemize SİHA teknolojisi kazandıran Baykar bu noktada olmayacaktı. Karşılaşılan engeller de hiçbir zaman teknik detaylar değildi. Ufak görülen girişimlerin potansiyelini hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz. Artık girişimlerin benzer engellerle karşılaşmaması için geçmişte yaşayarak elde ettiğimiz tecrübeleri de sahaya yansıtıyoruz. Bugün geçmiş birikimlerimizle teknoloji girişimcilerimizin daha etkin ve hızlı şekilde ilerlemesi, değerlendirmelerin salt performans, teknik ve etkinlik bazında ele alındığı, masa oyunlarıyla değil sahadaki gerçeğe göre hareket edilmesi gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu şuurla yolumuza devam ediyor ve savunma sanayimize güç kazandırmak için ilerliyoruz. Unutmayalım ki çok mesafe katettik ancak daha yapacak çok işimiz var. Milli Teknoloji Hamlesi sayesinde hedeflerimize milletçe ulaşacağız.”